Sığır Besiciliği

sığır besiciliği, sığır besiciliği nedir, sığır besiciliği nasıl yapılır, sığır besiciliği hakkında bilgi

sığır besiciliği, sığır besiciliği nedir, sığır besiciliği nasıl yapılır, sığır besiciliği hakkında bilgi

Sığır besiciliği, kırmızı et verimini arttırmak için yapılır. Zaman ve mali durumların etkin kullanılması sonucunda yapılan besicilik ile ucuz ve kaliteli kırmızı et üretimi sağlanmış olur. Özellikle Türkiye’de kırmızı etin piyasa dengesinde (arz-talep dengesi) oluşan dengesizliğin nedeni besicilik faaliyetlerinin etkin yapılamaması ve gerekli verimin sağlanamamasından kaynaklanmıştır.

Besicilikte önemli birkaç husus vardır. Bunlardan en çok ön planda olanı ise besicilikte hayvanın ırkı, görünüşü, cinsiyeti, sağlığı ve yaşıdır. Diğer bir önemli nokta ise besicilik yapılırken yemin ucuza mâl edilmesidir. Verimli ve karlı bir besicilik yapılmak isteniyorsa ve bunun sonucunda da toplumun bu besicilik faaliyetlerinden ucuz ve kaliteli et tüketilmesi amaçlanıyorsa hayvanların beslenmesinde kullanılan yemin ucuza mal edilmesi gerekmektedir. Besicilik yapan bireyin birincil amacı kısa zamanda daha fazla et elde edebilmek olmalıdır. Bu sebepten dolayı bilinçli yapılan besiciliğin özelde besi yapan kişiye, genelde de topluma faydasının yüksek olacağı dikkat çekilmesi gereken bir konudur.

Hangi ırklar besiye sokulmalı ?

Yukarıda da belirtildiği gibi besiye çekilen hayvanın ırkı çok önemlidir. Kısacası besisi yapılan hayvanın tükettiği yemin maliyetinden daha fazla et getirmesi gerekmektedir. Bu yüzden besisi yapılan hayvanların ırkının önemi bir kat daha artmaktadır. Yapılan pazar araştırmalarına göre ülkemizdeki yerli ırk hayvanların besicilikten pek fazla fayda sağlatamadıkları görülmüştür. Yani yerli ırk hayvanlar bütün besicilik teknikleri ile besiye çekilse bile yem/et oranı ele alındığında gereken verimi üreticiye sağlayamamıştır. Sayısal örnek verilecek olursa yerli ırk bir hayvanın günlük ağırlık artışı ortalaması 650 gram iken, melez bir hayvanın günlük ağırlık artışı ortalaması 1100-1200 gram arasında değişkenlik göstermektedir.

Besicilik nerelerde yapılır ?

Besiye alınan hayvanlar ya açık alanda ya da kapalı alanda besiye çekilebilir. Burada önemli olan besi yapılan yerlerin iklim koşullarıdır. İklim özelliklerine açık veya kapalı besi yapılabilir. Yer yer yarı açık yarı kapalı besi yapıldığı da görülmektedir.

Besi yapılan alanın iklim özelliklerine göre düzenlenmesi gerekir. Ayrıca besi yapılacak yerin beslenecek hayvan sayısına göre büyüklüğü de önceden belirlenmelidir.

Hangi Hayvanlar Besiye Alınmalı ?

Besicilikte hayvan ırkı seçiminin çok önemli olduğu bilinen bir gerçektir. Yerli ırkların yabancı ırklara göre veriminin az olmasından dolayı besicilik faaliyetlerine konu olan hayvanlar genelde yabancı ırk veya melez hayvanlardır. Besicilik yapmaya başlamadan önce hangi ırk hayvanın ne kadar sürede ne kadar kilo et verdiği araştırmalı ve hayvanlar öyle seçilmelidir.

Hayvan yaşının da önemli olduğu besicilikte genç hayvanların verimi yaşlı hayvanlara göre daha fazladır. Melez ırklar 1 veya 1 buçuk yaşında, yerli ırklar ise 2 yaşında yaşında besiye alınabilir. Ayrıca besiye sokulacak hayvanların türleri ve yaşları gibi özelliklerinin aynı olması besiciliği daha kolay hale getirecektir. Hayvanların cinsiyetinin de aynı olması bir avantaj olarak değerlendirilebilir. Erkek hayvanlar dişilere göre daha iyi besi tutarlar.

Besicilik

Besicilik kavramını incelemeden önce besiciliğin tarihçesine bakılacak olursa; insanlar daha yerleşik yaşama geçmeden önce yaşamlarını sürdürebilmeleri için gerekli besin kaynaklarını avcılık, toplayıcılık ve tarım ile sağlıyorlardı. Tarımın ve toplayıcılık faaliyetlerinin özellikle de iklim faktöründen direkt olarak etkilenmesi bu insanları avcılık ve hayvan evcilleştirme yoluna itti. Zamanla yaşam şartları değişen insanlar, avladıkları hayvanları evcilleştirerek hem döngüsel olarak besin kaynağı elde etmiş hem de bu hayvanların çeşitli özelliklerinden faydalanmış oldular. Öyle ki şu an "vahşi" olarak adlandırılan bazı hayvanlar bile ilk insan döneminde evcilleştirilmiş ve bu dönemde insanların yaşamlarını daha kolay bir şekilde yaşamalarını sağlar şekilde günlük hayatta yerlerini almışlardır. Bu dönemde evcilleştirilen hayvanların özellikle de şu an bir çok toplumda kırmızı et olarak tüketilen koyun, keçi, sığır gibi hayvanlar olması da besiciliğin tarihçesinin hayvanların evcilleştirildiği döneme kadar uzandığının da bir kanıtıdır.  Besicilik; insanların ticari amaç ile çeşitli hayvanları belirli bir nizam ve yönteme göre çeşitli şekillerde yetiştirerek diğer insanların tüketimine hazır hale getirmesi olarak tanımlanabilir. Bu tanıma bakıldığında "tüketim" kavramı insanların sağlıklı beslenebilmesi ve çeşitli vitamin ve proteinleri almaları açısından önemli bir besin maddesi olan etin üretiminin ve bu üretimin profesyonelce yapılmasını sağlama açısından besiciliğin günümüzde çok önemli bir iş kolu olduğunu gözler önüne sermektedir.

besicilik, besicilik nedir, besicilik fotoğrafları, besicilik resimleri, besicilik görselleri

Besicilik kavramını incelemeden önce besiciliğin tarihçesine bakılacak olursa; insanlar daha yerleşik yaşama geçmeden önce yaşamlarını sürdürebilmeleri için gerekli besin kaynaklarını avcılık, toplayıcılık ve tarım ile sağlıyorlardı. Tarımın ve toplayıcılık faaliyetlerinin özellikle de iklim faktöründen direkt olarak etkilenmesi bu insanları avcılık ve hayvan evcilleştirme yoluna itti. Zamanla yaşam şartları değişen insanlar, avladıkları hayvanları evcilleştirerek hem döngüsel olarak besin kaynağı elde etmiş hem de bu hayvanların çeşitli özelliklerinden faydalanmış oldular. Öyle ki şu an “vahşi” olarak adlandırılan bazı hayvanlar bile ilk insan döneminde evcilleştirilmiş ve bu dönemde insanların yaşamlarını daha kolay bir şekilde yaşamalarını sağlar şekilde günlük hayatta yerlerini almışlardır. Bu dönemde evcilleştirilen hayvanların özellikle de şu an bir çok toplumda kırmızı et olarak tüketilen koyun, keçi, sığır gibi hayvanlar olması da besiciliğin tarihçesinin hayvanların evcilleştirildiği döneme kadar uzandığının da bir kanıtıdır.

Besicilik; insanların ticari amaç ile çeşitli hayvanları belirli bir nizam ve yönteme göre çeşitli şekillerde yetiştirerek diğer insanların tüketimine hazır hale getirmesi olarak tanımlanabilir. Bu tanıma bakıldığında “tüketim” kavramı insanların sağlıklı beslenebilmesi ve çeşitli vitamin ve proteinleri almaları açısından önemli bir besin maddesi olan etin üretiminin ve bu üretimin profesyonelce yapılmasını sağlama açısından besiciliğin günümüzde çok önemli bir iş kolu olduğunu gözler önüne sermektedir.

Binali Yıldırım’dan Organik Süt Sığırcılığına Övgü ve Destek Sözü

ERZİNCAN’da açılışlara katılan Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Kemah İlçesi’ne bağlı Karadağ Köyü’nde kurulan ‘Anadolum Organik Süt Ürünleri Tesisi’nin açılışını yaptı. Üretimini Doğan Grubu’nun Kelkit İlçesi’nde bulunan Doğan Organik Süt Sığırcılığı İşletmesi ile birlikte sözleşmeli devam ettiren tesisin çok önemli yatırım olduğunu vurgulayan Bakan Yıldırım, “Doğan Organik, Kelkit’te, Karadağ’da Anadolu Organik bir araya gelince pazarlama sorununu böylece halletmiş oluyorsunuz. İnşallah bu tesisi kısa sürede daha da büyüteceksiniz” dedi.Ulaştırma Bakanı Yıldırım, İliç İlçesi’nde açılış ve incelemeleri ardından helikopterle Karadağ Köyün’e geçti. Kemah İlçesi’ne 20 kilometre uzaklıktaki 100 haneli Karadağ Köyü’nde 4 ortaklı kurulan ‘Anadolum Organik Süt Ürünleri Tesisi’nin açılış törenine Bakan Yıldırım’ın yanı sıra Vali Abdulkadir Demir, Erzincan Belediye Başkanı AK Partili Yüksel Çakır, AK Parti Erzincan Milletvekili Sebahattin Karakelle, AK Parti İstanbul Milletvekili İbrahim Yiğit, İl Müftüsü Burhan İşliyen, bazı daire müdürleri ve bazı kişiler katıldı.Açılış töreninde konuşan ‘Anadolum Organik Süt Ürünleri’ ortaklarından Haluk Taşkın, tesisin dünyadaki çiğ süt üretimiyle ilgili en son teknikleri kullanarak üretim yapıldığını vurgulayarak, şöyle dedi:

“Tesis 150 baş kapasiteli 1200 metrekare kapalı sağmal ahır, 500 metrekare sağım ünitesi, 1000 metrekare yem depoları, 250 metrekare lojman ve idari binalar olmak üzere toplam 3 bin metrekare kapalı alan ve 25 bin metrekare arazi üzerine kurulmuştur.”

Taşkın yatırımın planlanma aşamasında kendilerine cesaret veren Gümüşhane’nin Kelkit İlçesi’ndeki ‘Doğan Organik Süt Sığırcılığı İşletmesi’ Müdürü İlhan Başaran’a da teşekkür ederek, “Kendisi bizim buraya gelmemize büyük katkı sağlamıştır” diye konuştu.

Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım yatırımdan dolayı tesis sahiplerine yaptıkları yatırımdan dolayı teşekkür ederek, ‘Hayırlı olsun’ dileklerinde bulundu. Bakan Binali Yıldırım, Kelkit’te ‘Doğan Organik Tesisleri’ni de ziyaret edip çalışmaları gördüğünü anlatırken, “Doğan Organik, Kelkit’te, Karadağ’da Anadolu Organik bir araya gelince pazarlama sorununu da böylece halletmiş oluyorsunuz. İnşallah bu tesisi kısa sürede daha da büyüteceksiniz. Daha büyük hizmetlere, daha büyük istihdamı burada Karadağ’da, Kemah’ta hemşehrilerimize sağlayacaksınız” dedi.

Konuşmaların ardından 1.5 milyon TL’ye mal olan, Hoştayn cinsi 76 süt ineği bulunan tesisin açılışını Bakan Yıldırım, tesis ortakları ve beraberindekilerle, dualar eşliğinde yaptı. Bakan Yıldırım tesisi gezerken, bazı inek ve buzağıları sevdi.

Organik Süt Üretimi

Organik standartların amacı iyi tarım uygulaması ve sağlıklı bir diyetle hastalıkların meydana gelme riskini azaltmaktır. Avrupa yeterli gıda sağlama hedefine ulaşmıştır. Günümüzde Dünya açlığının temel nedeni gıda eksikliği değil, yetersizliğidir. Batıda bugün tüketiciler endüstriyel çiftlik teknikleri ve yüksek kaliteli gıda taleplerinin ötesinde başka taraflara yönelmeye başlamıştır. Bu yönelme sentetik kimyasalların minimum kullanıldığı gıdalara olmaktadır. Organik eğilim artan bu talebe bağlı olarak gelişmektedir.

Organik yaklaşım geleneksel çiftçilerinkine göre çok farklıdır. Hastalıklardan korunmak ve araştırma amacıyla optimum verimliliğe ulaşmak için kullanılan antibiyotikler gibi ilaçlar ve kimyasal pestisitlerin alışılmış kullanımının yerine, organik çiftçilik doğal tekniklerle hastalığa yeterince dirençli, sağlıklı ürünler ve hayvanlar yetiştirmeyi teşvik etmektedir. Doğa ile kavgadan daha çok organik sistem doğa ile birlikte çalışır ve doğal alanda verimli ve sağlıklı çiftlik meydana getirmede doğayı kullanır.

Herhangi bir üretim sisteminin amacı iyi tarım uygulaması ile hastalıkların ortaya çıkmasını azaltmaktır. Bu anlayış organik sistemin kurulmasında daha önemlidir. Sürü sağlık planının uygun bir şekilde işleme konulması bu hedefe ulaşmaya yardımcı olacaktır. Bu parazitlerin ve mastitis durumlarının kontrolünü daha mümkün kılacaktır. Bu uygulamalar sonucu elde edilen süt de organik süt olacaktır.

Organik sütler daha yüksek E vitamini, antioksidan ve omega 3 esansiyel yağ asitlerine sahiptir. Yonca otlatarak, taze ot ve yonca silajının yüksek seviyeleri yetirilerek organik olarak yetiştirilen ineklerin ürettiği sütler ortalama olarak organik olmayan sütten % 50 daha yüksek E vitamini (alfa-tokoferol), % 75 daha yüksek beta karotene (vucutumuzda A vitaminine dönüşür) ve 2-3 kat daha yüksek lutein ve zeaxanthine antioksidanlarına sahiptir. Yine, organik süt daha yüksek Omega 3 yağ asitleri içerir.

Günlük içilen 250 ml organik süt E vitamininin alınması gereken miktarının bayanlar için % 17.5’ini, baylar için % 14’ünü karşılar. Brüksel lahanası gibi bazı sebzelerin 1 porsiyonu kadar beta karoten sağlar. Beta karoten, lutein ve zeaxanthine için diyet referans değerleri olmamasına rağmen, bunlar sağlıklı bir diyetin önemli bir kısmı olarak düşünülmektedir. Özellikle katkı formunda bu antioksidanların tüketilmesi doğal gıdalardakinden daha az etki göstermiştir. Meyve sebzeler önemli diyet kaynaklarıdır. Fakat araştırmalar organik sütün faydalı ilave katkılar sağladığını göstermiştir. Organik sütlerin yüksek besleyicilik faydaları organik ineklerin daha doğal diyetlerinden dolayıdır. Bu diyetler yasal standartlarla kesin olarak belirlenmiştir. Bu yasal standartlar Avrupa birliği kanununda yer almaktadır.